Her yıl 2 milyon yeni kişi risk altında”

18.02.2020



Genetik yapımızın ve beslenme alışkanlıklarımızın koroner arter hastalığı riskini arttırdığını belirten, Side Anadolu Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzm. Op. Dr. Yurtman, “Ülkemizde, her yıl 2 milyon kişi bu havuza ekleniyor.” dedi.

Koroner arter hastalığı (kalp damar hastalığı), en sık karşılaşılan kalp hastalığıdır. Hastaların büyük çoğunluğunun genetik geçişli olduğunun ortaya konulduğunu belirten Dr. Yurtman, ailesinde koroner arter rahatsızlığı olanlarda hastalık riskinin   %60 ile başladığını söyledi.  Dr. Yurtman, Koroner arter hastalığında beslenmenin de önemli olduğunu belirtti.  Dr. Yurtman, “Genetik yapımız koroner arter hastalığına uygun. Bizim popülasyonumuzda yıllık 2 milyonluk artış gösteren bir havuz var. Her sene 2 milyon kişi  bu havuza ekleniyor. Direkt karşımıza rahatsızlık olarak gelmeyebiliyor ancak bu hastalığa yakalanıyor. Tabi bu oran yaşlandıkça da artıyor” dedi.

Ailesel hikaye önemli

Ailesinde kalp damar hastalığı olanların  %60 risk altında olduğunu belirten Dr. Yurtman, “Kalp damar hastalığında birinci neden ailesel. Eğer ailenizde kalp damar hastalığı varsa sizde de kalp damar hastalığı olma ihtimali oldukça yükseliyor. Mesela babada kalp hastalığı varsa, erkek çocuklarında 40 yaşından sonra rastlanma olasılığı direk %60. İlave olarak tansiyon, kolesterol, göbek çevresi genişliği ve obezite varsa; bunların her biri artı  %10.   Sonuç olarak bu ilave riskler de varsa hastalığa yakalanmak için kuvvetli bir adaysınız. Eğer aile hikayesi yoksa tek başına bir hipertansiyon, kolestrol ve kilo da bir sebep olabilir ama %10 oranında. Önemli olan burada ailesel genetik geçiş” dedi.

Belirtiler

Dr. Yurtman, Koroner arter hastalığının belirtileri hakkında şu açıklamalarda bulundu:

“İki tip göğüs ağrısı vardır. Birincisi stabil göğüs ağrısıdır. Bu kişinin belli bir efor sarf ettiğinde örnek verecek olursak; spor yaparken, merdiven çıkarken göğüs bölgesinden başlayıp sırta, boyuna yayılan ağrıdır ve dinlenildiğinde geçer. İkinci tip ağrı ise stabil olmayan ağrıdır. Bunda ağrının en önemli karakteri efordan bağımsız olmasıdır.  Hasta gece uykudan ağrıyla uyanır ya da duşa girip çıkınca yemekten sonra ağrı oluşur. Asıl korkmamız gereken durum budur. Birinci tip ağrıda doktora gelmek için genelde yeterli zaman vardır. Ancak efordan bağımsız oluşan ikinci tip ağrıda sabah krizden kalkamayabilirsiniz. Hele ki risk gurubu içerisindeyseniz; özellikle de 50 yaşın altındaysanız geçirilen krizler hayata kast eder. Bu yüzden şikayetler ortaya çıktığında ivedilikle doktora görünmek gerekir.”

Yandaş etkileri

Koroner arter hastalığının yandaş etkilerinin de olduğunu belirten Dr. Yurtman, “Kişi,  kalp krizi geçirirse bundan böbrek, karaciğer, akciğer ve beyin de etkilenebiliyor. Bunlar en kötü ve en olumsuz sonuçlar. Bununla birlikte yavaş yavaş bozulan kalplerde başka organlarda bozulmaya başlıyor. Böbrek tükenmeye başlıyor.  Böbrek yetmezliği gelişebiliyor. Kısacası, kalp bozulduğunda bütün organların rezervi, beklenen yaşam süresi de etkileniyor. Kalp hayati bir organımız. Kalp sağlığını korumak direkt yaşam süresini ve kalitesini etkiliyor” dedi.

Yaş oranı düştü

Koroner arter hastalığına yakalanma yaşının düştüğüne dikkat çeken Side Anadolu Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzm. Op. Dr. Volkan Yurtman, “2005-2006 yıllarında 32 yaşında bir hastam olmuştu. Literatürde ise sınır 22’li yaşlara kadar indi. Koroner arter hastalığına yakalanma yaşının bu denli düşmesinin en önemli sebebi bence beslenmenin doğaldan uzaklaşmasıdır.  2000 yılından sonra doğan çocuklar ağırlıklı olarak fast food ile beslenmektedir. Fast food dahilinde ne yediğimizi ve ne kadar sağlıklı olduğunu bilmiyoruz. Bu yüzden de bu oranlar 2000’li yıllardan sonra doğanlarda giderek artacaktır” sözleriyle koroner arter hastalığına yakalanma yaşının düştüğünü belirti.

Diyabetli hastalar risk altında

Şeker hastalığı olanları direkt kalp hastalığı varmış gibi kabul ettiklerini belirten Dr. Yurtman, bunun iki nedeni olduğunu şu sözlerle açıkladı: “Kontrolsüz şeker damar yapısını hızlıca bozuyor. Genellikle şeker hastalığı belli bir yaşa kadar gizli seyrediyor.  Bu yüzden şeker hastalığı tespit edilene kadar kişi kontrolsüz kan şekerine maruz kalmış oluyor. Dolayısıyla damar yapısı bozuluyor. Şekerde de daha çok kılcal damarlar bozulduğu için hastalıkta sessiz ilerliyor. Bu yüzden her diyabetli hastayı potansiyel kalp hastası olarak görüyoruz” dedi.

Tedavi yöntemi

Koroner arter hastalığında yürütülen tedavi süreci hakkında Dr. Yurtman şu açıklamalarda bulundu: “Hastanın daha önceden bilinen bir rahatsızlığı yoksa hasta önce kardiyolojiye gelmeli. Kardiyolojiye geldiğinde standart testler var önce onları yapıyoruz. Hastanın hikayesini alıyoruz. Kalp hastalığından şüpheleniyorsak koşu bandı ile efor testine alıyoruz. Efor testinde pozitiflik bizim için önemli. Çünkü, pozitif ise hastada bir şey var olduğuna hükmederiz.  Tetkikler sonucunda da gerekiyorsa anjiyo yapıyoruz. Tanıyı kesinleştirdikten sonra da tedavi seçeneğine geçiyoruz.”

Yapılması gerekenler

Bypass’tan sonra asıl büyük görevin hastaya düştüğünü belirten Dr. Yurtman, “Başarılı bir cerrahi operasyondan sonra hasta, hayat koşullarını yeniden düzenlemelidir. Sigara içmeye devam ederse, kilosunu ve şekerini kontrol etmezse yaptığımız cerrahi operasyonlar da kısa süreli olacaktır. İki üç sene sonra tekrar tıkanıp bize gelecektir. Bu yüzden ideal kilolarına dönmelerini, haftada üç gün düzenli yürüyüş yapmalarını, ameliyat sonrasında mutlaka kan sulandırıcı ve diyabeti varsa varsa şeker ilaçlarını, tansiyonu varsa tansiyon ilaçlarını düzenli ve aksatmadan kullanmalarını söylüyoruz” dedi.