Ana Sayfa » Makaleler » Hipertansiyon Nedir?

17 Mayıs, yüksek kan basıncının önlenmesi, tanınması ve uygun tedavi edilmesi amacıyla halkın bilinç düzeyini artırmak amaçlı Dünya Hipertansiyon Günü olarak kutlanmaktadır. Biz de bu günde size kısaca hipertansiyon ile ilgili bilgi vermek istiyoruz.

Hipertansiyon nedir?

Hipertansiyon atardamarlardaki basıncın yükseldiği, sık rastlanan bir hastalık durumudur. Tanı için belirlenen değerler 140/90 mmHg üzerindeki ölçümlerdir. Bu değerler Amerika’da yakın zamanda yayınlanan kılavuzlarda 130/80 seviyesine çekilmiştir. Toplumda 4-5 kişiden birinde görülür. Oluşan yüksek basınç uzun dönemde damar duvarında zedelenmelere yol açarak beyin, göz, kalp ve böbrekler gibi birçok organ sisteminde hastalıkların ortaya çıkmasına yol açar.

Kan basıncının oluşumuna katkıda bulunan iki bileşen, kalbin pompaladağı kan hacmi ve atardamar duvarlarının direncidir. Bir diğer değişle kalbin hızı yükseldikçe, pompaladığı kan hacmi arttıkça ve damar duvarının gerginliği arttıkça kan basıncı da yükselir. Yukarıdaki tanımda görüldüğü üzere kan basıncı ölçümlerinde büyük ve küçük olmak üzere iki değer belirtilir, bunlardan küçük olan kalp kasıldığı, diğeri ise kalp gevşediği zaman atardamar içinde saptanan basınç değeridir. Bu iki değerden en az birinin belirlenen seviye üzerinde olması hipertansiyon tanısı için yeterlidir.

Hipertansiyon sinsi bir düşmandır;

Birçok hipertansiyon hastası tansiyon çok yüksek seviyelere çıkmadıkça herhangibir belirti hissetmez. Bu nedenle birçok hasta kan basıncının yüksek olduğunun farkında değildir. Hatta hipertansiyon hastası olduğunu bilenler bile, önemli bir belirtiye neden olmadığı için bu sinsi düşmanı önemsemezler, yaşam tarzı değişikliklerini uygulamazlar, hatta ilaçlarını kullanmazlar. Maalesef uzun vadede kalpte, aort damarında, beyinde, gözlerde ve böbreklerde hasar meydana gelir,  kalp krizi veya felç benzeri durumlar ortaya çıkabilir. Tüm bu istenmeyen sağlık sorunlarının engellenmesi için hipertansiyon hastalarının belirli aralıklarla yapılan taramalarda saptanması ve kan basıncı kontrolü sağlanması önemlidir.

Yüksek tansiyona bağlı belirtiler arasında; baş ağrısı, baş dönmesi, burun kanaması ve kulaklarda çınlama sayılabilir. Tabi uzun dönem tansiyon yüksekliğine maruz kalmış hastalarda oluşan organ hasarına bağlı çok farklı belirtiler de görülebilir. Bunlar arasında; nefes darlığı, göğüs ağrısı, görme bozuklukları, inme ve kalp krizi sayılabilir.

Hipertansiyon nedenleri nelerdir?

Hipertansiyonun ortaya çıkmasında genetik ve çevresel etkenler birlikte rol oynar. Tansiyonu yükselten neden sadece hastaların az bir kısmında (yüzde 5-10) saptanabilir. Bu grup hastalara ikincil hipertansiyon hastaları denir. Saptanabilen nedenler arasında; böbrek fonksiyon bozuklukları, böbrek damar hastalıkları, hormonal düzensizlikler, ilaç kullanımı ve uyku apne sendromu sayılabilir. Bu nedenler düzeltilebilirse tansiyon yüksekliği de büyük bir kısım hastada ortadan kalkar. Kalan en az yüzde 90 hastada ise doğrudan bir neden bulunamaz ve bu gruba da birincil veya esansiyel hipertansiyon adı verilir.

Hipertansiyon için kimler risk altında?

En önemli risk faktörlerinden birisi ailesel yatkınlıktır, örneğin anne veya babada tansiyon yüksekliği mevcut ise çocukta da yaşamının bir evresinde tansiyon yüksekliği saptanma ihtimali en az 2 kat artmaktadır. Yine yüksek tuz tüketimi, hareket azlığı, kilo fazlalığı, yoğun psikolojik stres,  sigara ve alkol kullanımı da hipertansiyon oluşumuna katkıda bulunan diğer risk faktörleridir.

Hipertansiyon tanısı almamış fakat kan basıncı ölçümleri optimal sayılan 120/80’in üzerinde olan hastalarda da ileriki yaşamlarında %50 oranında hipertansiyon ortaya çıkabilmektedir. Bunu önlemek amaçlı bu hastalara da yaşam tarzı değişiklikleri önerilmelidir.

Yüksek tansiyon ne tür hastalıklara yol açar?

Vücuttaki damarlarda yüksek basıncın etkisine bağlı zedelenmeler oluşur, basınç ne kadar yüksek ve ne kadar uzun süredir var ise damar duvarı ve organlardaki hasar da o denli fazla ve erken olur. Yüksek tansiyonun yol açtığı hastalıklar arasında, beyin kanaması, beyin damar tıkanıklıkları, demans (bunama),  kalp damar tıkanıklıkları, aort damar genişlemesi- yırtılması, böbrek yetmezliği ve görme bozuklukları sayılabilir.

Hipertansiyon tanısı nasıl konur?

Tekrarlayan muayenehane ölçümlerinde altta yatan geçici bir neden yokken uygun bir şekilde ölçülen tansiyonun 140/90, hatta bazı yeni kılavuzlara göre 130/80 üzerinde olması yüksek tansiyon tanısı koydurur. Bazen hastane ortamında heyecanlanmaya bağlı tansiyon yüksek çıkabilir ( beyaz önlük hipertansiyonu) veya hastane ortamında yanlış olarak düşük, evde yüksek çıkabilir (maskelenmiş hipertansiyon). Bu ve benzeri durunmlarda 24 saat tansiyon ölçüm ve kaydı yapan tansiyon holter cihazlarından da faydalanılabilir. Bu cihaz 24 saatlik tansiyon seyrini kaydederek tanı konmasına veya tansiyonun ne derecede kontrol altında olduğunun değerlendirmesine yardımcı olur.

Hipertansiyon tedavisi nasıl yapılır?

Yüksek tansiyon tedavisinde temel prensip; ilaçlı veya ilaçsız olarak kan basıncı değerlerini hedef düzeylerde tutmaktır. Genel olarak bu değer 140/90’ın altıdır. Yukarıda bahsedilen ikincil hipertansiyon hastaları grubunda, ilk olarak altta yatan nedeni düzeltmeye çalışılmalıdır. Kan basıncı kontrolünde daha sağlıklı olan kan basıncı kontrolünü yaşam tarzı değişiklikleri ile başarmaktır, fakat bir kısım hastada bu mümkün olmaz ve kan basıncı kontrolü için ilaç kullanmak gerekir.

Yüksek kan basıncı için önerilen yaşam tarzı değişiklikleri arasında; tuz alımının kısıtlanması, sigaranın bırakılması, alkolün minimuma indirilmesi, düzenli egzersiz, potasyumdan zengin beslenilmesi, stresten uzak durulması ve kilo kontrolü sağlanması vardır. Bu önerilerden her biri yaklaşık 3-5 mmHg kan basıncı düşüşü sağlayarak tansiyon kontrolüne yardımcı olur. Bir grup hastada yaşam tarzı değişiklikleri tansiyon kontrolüne yetmez, bir kısım hasta da yaşam tarzı değişikliklerini uygulayamaz, bu hastalarda kan basıncı mecburen ilaç desteği ile kontrol altına alınmalıdır.

Yasam tarzı değişiklikleri ile kastedilen nedir?

Az tuzlu ve meyve sebze ağırlıklı yemek; normalde toplumuzda 15 gramın üzerinde olan tuz tüketimi, kan basıncı yüksek hastalarda 6 gramın altına çekilmelidir. Bu da günlük yaklaşık 1 çay kaşığı tuza tekabül eder. Yine hastalar turşu, tuzlu zeytin, tuzlu peynir ve içeriğindeki yüksek tuz oranları nedeniyle hazır gıdalardan uzak durmalıdırlar. Akdeniz diyetindekine benzer şekilde meyve sebze ağırlıklı beslenmek, hem kilo kontrolüne hemde içerdiği potasyum nedeniyle tansiyon kontrolüne fayda sağlar.

İkincisi düzenli egzersiz; burada da önelmi olan haftanın en az 4-5 günü 30 dk tempolu yürüyüş yapmaktır, hastalar yaşam koşullarına göre farklı egzersiz türlerinden, farklı yoğunlukta ve sürede de yapabilirler. Mesala haftanın 2-3 günü 1 saat yüzmek, koşmak veya bisiklete binmek de kabul edilebilir egzersiz türleridir.

Kilo kontrolü için vücut kitle indeksinin 25’in altında tutulması önerilir. Hastalara kilo kontrolü için düzenli egzersize ek olarak günlük kalori alımının azaltılması önerilmelidir. Birçok hasta hamur işlerini keserek, ekmeği minimuma indirerek ve yağlı yiyeceklerden uzak durarak istenilen kilolara inebilir.

Ek olarak hastalar, diğer tüm zararlarına ek olarak tansiyonu da yükselttikleri için sigara ve alkol açısından bilgilendirilmeli ve bırakması için desteklenmelidir.

Sonuçta;

Sonuç olarak; hipertansiyon sık rastlanılan, tesbit ve gerekli müdahaleler yapılmazsa önemli sağlık sorunlarına yol açan sinsi bir hastalıktır. Toplumda aralıklı olarak kan basıncı ölçümü ile hastalar tesbit edilmeli ve tansiyonları uygun seviyelere çekilmelidir. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri en az ilaçlar kadar önemlidir.