Başa Dön

Diz Kireçlenmesi

DİZ KİRENÇLENMESİ

 

Diz kireçlenmesi var olan kıkırdak dokusunun yumuşaması, aşınması ve zamanla dökülmesinden kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Mevcut kıkırdak dokusunun dökülmesinden sonra diz içindeki kemiklerin birbirine sürtünmesinden kaynaklı bir ağrı ve sesle ortaya çıkan, ilerleyici tipte bir hastalıktır. Kıkırdak aşınmasının en baştaki nedenlerinden bir tanesi olan yaş alma eylemi sebebi ile zaman içerisinde dizimizin içinde var olan kıkırdağın işlevini yitirdiğini gözlemleriz. Kireçlenmenin ortaya çıkış zamanı kişiden kişiye de değişebilmektedir. Bunlar; genetik yatkınlık, kilo alımı, diz etraf kaslarının zayıflığı, dizlerde şekil bozukluğu, diz içinde ve etrafında kırıkları olarak örneklendirilebilir. Genellikle 55­-60 yaş arasında hastalarımızda gözlemlemekteyiz.

Diz kireçlenmesinin en yaygın ve en temel belirtisi dizde oluşan ağrılardır. Bu ağrıların özelliği ise aktivite sırasında yürürken, koşarken, merdiven inip çıkarken ya da diz büküp otururken başlar ve zamanla orada ki etkileşimin artmasıyla birlikte istirahat halinde dahi ortaya çıkıp ve giderek şiddeti artmaya meyilli olabilir. Bir diğer belirti de diz içinden gelen krepitasyon denilen çıtlama seslerine benzeyen seslerdir. Aynı zamanda diz eklem hareketlerinde kısıtlılık ve diz eklemi içinde şişlikler ortaya çıkardığını gözlemleyebiliriz.

Diz kireçlenmesinin teşhisi ise hastanın anlattığı hikâye ve bizim yaptığımız muayene ile yüzde 100’e yakın bir şekilde tespit edilebilir. Fakat var olan kireçlenmenin şiddetini saptamak için, genelde ayakta basarak, yük bindirerek filmler çektiririz. Böylece diz kireçlenmesinin derecesini, dizde bir eğrilik, bir şekil bozukluğu olup olmadığını ortaya çıkarmış oluruz.

Diz kireçlenmelerinin tedavisi kireçlenmenin derecesine göre farklılık gösterir. Yalnız bu aşamada bizim hastayı bir bütün olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Tedavi edeceğimiz zaman, hastanın fazla kiloları var ise öncelikle kilo azaltmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirilmelidir. Muayenede diz etrafındaki kaslarda bir zayıflık görüldü ise veya bir dizilim bozukluğu görüldü ise diz zayıflığı için egzersiz ve fizik tedavi önerilebilir. Eğiklik ve şekil bozukluğunun derecesine göre gerek görülür ise kemik düzeltme ameliyatları yapılıp, binen yükü eşit miktarda dizin her sahasına yayabiliriz.

Diz kireçlenmesinin tedavisi başlangıç aşamasında; ağızdan alınan ağrı kesiciler, kıkırdak destekleyici diye tabir edilen glucosamin+chondroitin sulfatlar, collejen tipi haplarla da başlanabilir. Gerekirse eklem içi enjeksiyonlar yapılır. Bunların içinde PRP, hyalüronik  asid var ve son zamanlarda yaygın bir şekilde uygulanan kök hücre uygulamaları vardır. Bilinenin aksine prp bir kök hücre uygulaması değildir. PRP, hastanın kendi kanının alınıp işlemden geçirildikten sonra, iyileştirici hücrelerin diz içine enjekte edilmesidir. Kök hücrede ise, hastanın göbek etrafındaki yağlardan bir miktar alındıktan sonra işlemden geçirerek kök hücre elde edilip hastaya enjekte edilmesidir. Protez dışı tedavilerden bir tanesi de artroskopi diye tabir ettiğimiz, halk arasında ‘’lazerle tedavi’’ denilen tedavi yönteminidir. Diz içine iki küçük delikten girerek özel aletlerle oradaki kireçlenmiş bölgenin tıraşlanması ve temizlenmesi bir tedavi yöntemidir. Bir diğer tedavi yöntemi de kireçlenmenin son aşamasında yapılan diz protezleridir. Diz protezi; dizin yaklaşık 15 cm’lik bir kesiyle açılarak var olan kireçlenmiş, yıpranmış dokular çıkarılır ve yerine metal kaplar koyularak dizin eski hareketliliği ağrısız bir şekilde sağlanmaya çalışılır. Diz protezlerinin kısmi veya tam olarak uygulanan şekilleri de bulunmaktadır.

 

 

 

 


Bu yazıyı paylaşın